Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi; Saçları, dudakları Deniz koktu sabaha kadar; Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.
Yoksuldu, biliyorum -Ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya- Kulağımın dibinde, yavaş yavaş, Aşk türküleri söyledi.
Neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir. Denizle boğaz boğaza geçen hayatında! Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak, Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek... Dikenli balıkları hatırlatmak için Elleri ellerime değdi.
O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm; Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde! Onun saçları öğretti bana dalgayı; Çalkalandım durdum rüyalar içinde.
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi Arzum ahirette cennete seninle girmeyi Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Sensiz dünya zilletle boğuluyor Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor Toplumun ahlakı gitgide çöküyor Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Mucize mi beklemek gerekir peygamber gibi Bahanalerle mi avunurum yalvarışlarımda Herkesin paylaşamadığı küçük karanlık dünya değil dünyam Yoksa erafımda yaşanan tek dünyamı gördüklerim...
Melekler serzenişte güzelliğe gördükçe Yaratan herşeyi düşünmüş var etmiş ayrıntısıyla Değişmezsin değişme de hep olduğun gibi kalırmısın? Yoksa melek sen misin yoksa melekler mi sana kıskanıyor...